Bu çalışma, Çağdaş düşünce dünyasının önemli isimlerinden biri olan Şaban Teoman Duralı’nın felsefe anlayışını, özellikle de felsefe, metafizik ve bilim arasındaki kesişim noktasına dair görüşlerini ele almaktadır. Duralı, düşünce sistemini insan, canlılık, bilgi ve varlık kavramları üzerine inşa etmiştir. Felsefeyi, bilimin sınırlarını aşan fakat onu tamamlayan bir etkinlik olarak değerlendirmiştir. Düşünürümüze göre metafizik, bilimin dayandığı kavramsal zemin olup hakikati anlamlandırma çabasının merkezinde yer alır. Felsefe-bilim ilişkisinde akıl ve sezgi birbirini tamamlayan iki yön olarak ortaya çıkar. Akıl, bilimin alanını belirlerken, sezgi ise metafiziğin alanını mümkün kılar. Duralı, bu bağlamda Platon ve Aristoteles’ten itibaren süregelen düşünce çizgisini yeniden yorumlayarak, modern çağın mekanik ve materyalist paradigmasına karşı bütüncül bir varlık ve insan tasavvuru sunar. İnsan, onun sisteminde hem fiziksel hem de metafizik boyutlarıyla, “beşer” ve “insan” yönlerinin birlikteliği içinde kavranır. Böylece çalışma, Duralı’nın felsefi sisteminde metafizik ile bilimin karşıt değil, tamamlayıcı alanlar olarak konumlandığını göstermektedir. Bu çalışmada, filozoflara ve farklı felsefe biçimlerine dair Duralı’nın kendi bakış perspektifine sadık kalarak bir okuma biçimi gerçekleştirdikBu çalışma, Çağdaş düşünce dünyasının önemli isimlerinden biri olan Şaban Teoman Duralı’nın felsefe anlayışını, özellikle de felsefe, metafizik ve bilim arasındaki kesişim noktasına dair görüşlerini ele almaktadır. Duralı, düşünce sistemini insan, canlılık, bilgi ve varlık kavramları üzerine inşa etmiştir. Felsefeyi, bilimin sınırlarını aşan fakat onu tamamlayan bir etkinlik olarak değerlendirmiştir. Düşünürümüze göre metafizik, bilimin dayandığı kavramsal zemin olup hakikati anlamlandırma çabasının merkezinde yer alır. Felsefe-bilim ilişkisinde akıl ve sezgi birbirini tamamlayan iki yön olarak ortaya çıkar. Akıl, bilimin alanını belirlerken, sezgi ise metafiziğin alanını mümkün kılar. Duralı, bu bağlamda Platon ve Aristoteles’ten itibaren süregelen düşünce çizgisini yeniden yorumlayarak, modern çağın mekanik ve materyalist paradigmasına karşı bütüncül bir varlık ve insan tasavvuru sunar. İnsan, onun sisteminde hem fiziksel hem de metafizik boyutlarıyla, “beşer” ve “insan” yönlerinin birlikteliği içinde kavranır. Böylece çalışma, Duralı’nın felsefi sisteminde metafizik ile bilimin karşıt değil, tamamlayıcı alanlar olarak konumlandığını göstermektedir. Bu çalışmada, filozoflara ve farklı felsefe biçimlerine dair Duralı’nın kendi bakış perspektifine sadık kalarak bir okuma biçimi gerçekleştirdikBu çalışma, Çağdaş düşünce dünyasının önemli isimlerinden biri olan Şaban Teoman Duralı’nın felsefe anlayışını, özellikle de felsefe, metafizik ve bilim arasındaki kesişim noktasına dair görüşlerini ele almaktadır. Duralı, düşünce sistemini insan, canlılık, bilgi ve varlık kavramları üzerine inşa etmiştir. Felsefeyi, bilimin sınırlarını aşan fakat onu tamamlayan bir etkinlik olarak değerlendirmiştir. Düşünürümüze göre metafizik, bilimin dayandığı kavramsal zemin olup hakikati anlamlandırma çabasının merkezinde yer alır. Felsefe-bilim ilişkisinde akıl ve sezgi birbirini tamamlayan iki yön olarak ortaya çıkar. Akıl, bilimin alanını belirlerken, sezgi ise metafiziğin alanını mümkün kılar. Duralı, bu bağlamda Platon ve Aristoteles’ten itibaren süregelen düşünce çizgisini yeniden yorumlayarak, modern çağın mekanik ve materyalist paradigmasına karşı bütüncül bir varlık ve insan tasavvuru sunar. İnsan, onun sisteminde hem fiziksel hem de metafizik boyutlarıyla, “beşer” ve “insan” yönlerinin birlikteliği içinde kavranır. Böylece çalışma, Duralı’nın felsefi sisteminde metafizik ile bilimin karşıt değil, tamamlayıcı alanlar olarak konumlandığını göstermektedir. Bu çalışmada, filozoflara ve farklı felsefe biçimlerine dair Duralı’nın kendi bakış perspektifine sadık kalarak bir okuma biçimi gerçekleştirdikBu çalışma, Çağdaş düşünce dünyasının önemli isimlerinden biri olan Şaban Teoman Duralı’nın felsefe anlayışını, özellikle de felsefe, metafizik ve bilim arasındaki kesişim noktasına dair görüşlerini ele almaktadır. Duralı, düşünce sistemini insan, canlılık, bilgi ve varlık kavramları üzerine inşa etmiştir. Felsefeyi, bilimin sınırlarını aşan fakat onu tamamlayan bir etkinlik olarak değerlendirmiştir. Düşünürümüze göre metafizik, bilimin dayandığı kavramsal zemin olup hakikati anlamlandırma çabasının merkezinde yer alır. Felsefe-bilim ilişkisinde akıl ve sezgi birbirini tamamlayan iki yön olarak ortaya çıkar. Akıl, bilimin alanını belirlerken, sezgi ise metafiziğin alanını mümkün kılar. Duralı, bu bağlamda Platon ve Aristoteles’ten itibaren süregelen düşünce çizgisini yeniden yorumlayarak, modern çağın mekanik ve materyalist paradigmasına karşı bütüncül bir varlık ve insan tasavvuru sunar. İnsan, onun sisteminde hem fiziksel hem de metafizik boyutlarıyla, “beşer” ve “insan” yönlerinin birlikteliği içinde kavranır. Böylece çalışma, Duralı’nın felsefi sisteminde metafizik ile bilimin karşıt değil, tamamlayıcı alanlar olarak konumlandığını göstermektedir. Bu çalışmada, filozoflara ve farklı felsefe biçimlerine dair Duralı’nın kendi bakış perspektifine sadık kalarak bir okuma biçimi gerçekleştirdikBu çalışma, Çağdaş düşünce dünyasının önemli isimlerinden biri olan Şaban Teoman Duralı’nın felsefe anlayışını, özellikle de felsefe, metafizik ve bilim arasındaki kesişim noktasına dair görüşlerini ele almaktadır. Duralı, düşünce sistemini insan, canlılık, bilgi ve varlık kavramları üzerine inşa etmiştir. Felsefeyi, bilimin sınırlarını aşan fakat onu tamamlayan bir etkinlik olarak değerlendirmiştir. Düşünürümüze göre metafizik, bilimin dayandığı kavramsal zemin olup hakikati anlamlandırma çabasının merkezinde yer alır. Felsefe-bilim ilişkisinde akıl ve sezgi birbirini tamamlayan iki yön olarak ortaya çıkar. Akıl, bilimin alanını belirlerken, sezgi ise metafiziğin alanını mümkün kılar. Duralı, bu bağlamda Platon ve Aristoteles’ten itibaren süregelen düşünce çizgisini yeniden yorumlayarak, modern çağın mekanik ve materyalist paradigmasına karşı bütüncül bir varlık ve insan tasavvuru sunar. İnsan, onun sisteminde hem fiziksel hem de metafizik boyutlarıyla, “beşer” ve “insan” yönlerinin birlikteliği içinde kavranır. Böylece çalışma, Duralı’nın felsefi sisteminde metafizik ile bilimin karşıt değil, tamamlayıcı alanlar olarak konumlandığını göstermektedir. Bu çalışmada, filozoflara ve farklı felsefe biçimlerine dair Duralı’nın kendi bakış perspektifine sadık kalarak bir okuma biçimi gerçekleştirdikBu çalışma, Çağdaş düşünce dünyasının önemli isimlerinden biri olan Şaban Teoman Duralı’nın felsefe anlayışını, özellikle de felsefe, metafizik ve bilim arasındaki kesişim noktasına dair görüşlerini ele almaktadır. Duralı, düşünce sistemini insan, canlılık, bilgi ve varlık kavramları üzerine inşa etmiştir. Felsefeyi, bilimin sınırlarını aşan fakat onu tamamlayan bir etkinlik olarak değerlendirmiştir. Düşünürümüze göre metafizik, bilimin dayandığı kavramsal zemin olup hakikati anlamlandırma çabasının merkezinde yer alır. Felsefe-bilim ilişkisinde akıl ve sezgi birbirini tamamlayan iki yön olarak ortaya çıkar. Akıl, bilimin alanını belirlerken, sezgi ise metafiziğin alanını mümkün kılar. Duralı, bu bağlamda Platon ve Aristoteles’ten itibaren süregelen düşünce çizgisini yeniden yorumlayarak, modern çağın mekanik ve materyalist paradigmasına karşı bütüncül bir varlık ve insan tasavvuru sunar. İnsan, onun sisteminde hem fiziksel hem de metafizik boyutlarıyla, “beşer” ve “insan” yönlerinin birlikteliği içinde kavranır. Böylece çalışma, Duralı’nın felsefi sisteminde metafizik ile bilimin karşıt değil, tamamlayıcı alanlar olarak konumlandığını göstermektedir. Bu çalışmada, filozoflara ve farklı felsefe biçimlerine dair Duralı’nın kendi bakış perspektifine sadık kalarak bir okuma biçimi gerçekleştirdik.
This study examines the philosophical understanding of Şaban Teoman Duralı, one of the prominent figures in contemporary thought, focusing particularly on his views concerning the intersection of philosophy, metaphysics, and science. Duralı grounds his intellectual system on the notions of being, life, knowledge, and humanity, asserting that philosophy transcends yet complements science. For him, metaphysics provides the conceptual foundation upon which science operates, serving as the core of humanity’s quest for truth. Within this framework, reason and intuition are mutually reinforcing: reason defines the domain of science, while intuition enables metaphysical insight. Revisiting the intellectual trajectory initiated by Plato and Aristotle, Duralı formulates a holistic view of existence and humanity that challenges the mechanistic and materialist paradigms of modernity. In his philosophy, the human being is understood through both its physical (The corporeal human) and metaphysical (human) dimensions. Accordingly, this study reveals that in Duralı’s system, metaphysics and science are not antagonistic but complementary fields of human inquiry. In this study, we conducted a reading that remains faithful to Duralı’s own perspective on philosophers and various forms of philosophy.