İlk insanın yaratılışından bu yana kadının ister özel hayat ister toplumsal hayatta olsun bir konumlandırılma problemiyle karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Bu konumlandırılma probleminin çözümüne yönelik, ataerkil toplum yapısı altında kadına yönelik uygulanan her türlü dini, siyasi, cinsel ve ekonomik baskıyı inceleyen çeşitli düşünce akımları geliştirilmiştir. Kadın varoluşunu özellikle din bağlamında değerlendiren feminist teolojinin önde gelen isimlerinden olan varoluşçu teolog Mary Daly, dinin ataerki şemsiyesi altında yer alan mezheplerden biri olduğunu ifade etmiş ve onu ataerkinin kaynağı olarak nitelendirmiştir. Bu bağlamda, bir zamanlar bağlı olduğu Hristiyanlığı, Hristiyanlığın hükümlerini yerine getirme aracı olan kiliseyi, Hristiyanlığın kutsal metinlerinde ve buna bağlı yorumları, Tanrı’nın eril zamirlerle tanımlanmasını, din adına kadınlara uygulanan zulüm ve haksızlıkları eleştirmiş, bunların aktarımında kullanılan dil üzerine çalışmalar yapmış, dilin sadece kadınlara yönelik bir dönüşüm içerisine girmesi gerektiğine değinmiştir. Bu bağlamda Mary Daly sadece, genelde din özelde Hristiyanlık hakkındaki görüşleri ile değil, bir dil bilimci olarak parçaladığı ve yeniden oluşturduğu kelimelerle, kadın varoluşuna yönelik dil çalışmalarıyla da öne çıkmaktadır.
Since the creation of the first human being, women have been faced with a problem of positioning, whether in private or public life. Various schools of thought have developed to address this problem of positioning, examining all forms of religious, political, sexual, and economic oppression imposed on women within the patriarchal social structure. Existential theologian Mary Daly, a leading figure in feminist theology, which examines women's existence specifically within the context of religion, has argued that religion is one of the sects under the umbrella of patriarchy and characterized it as the source of patriarchy. In this context, she has criticized Christianity, to which she was once a devotee, the church, which serves as a means of fulfilling Christian precepts, the Christian scriptures and their interpretation, the identification of God with masculine pronouns, and the oppression and injustice inflicted on women in the name of religion. She has studied the language used to convey these values, arguing that language must undergo a transformation geared solely toward women. In this context, Mary Daly stands out not only with her views on religion in general and Christianity in particular, but also with her linguistic studies on women's existence through the words she dissects and reconstructs as a linguist.